Her toplumun bir direniş tarihi, bu direnişlere öncülük eden ve toplumun bağrında yetişen halk kahramanları vardır.

En zor ve imkansız görünen koşullarda tereddüt etmeden öne atılan, yeni bir yol açan ve özgür bir gelecek umudu yaratan bu öncüler halkların hafızasında silinmez bir yer edinirler. Soykırım saldırıları altında can çekişen ve kendisini inkar boyutuna getirilmiş bir halkın öncüsü olmak ise karşılaşılabilecek en zorlu görevlerin başında gelmektedir. Karanlığın hüküm sürdüğü böyle bir gerçeklilik içinde Rêber Apo ve PKK ile Kürt halkı eşsiz ve tarihi bir çıkış gerçekleştirmiştir. PKK, bir halkın yeniden yaratılış tarihi, Kurdistan’ı aşarak evrenselleşen bir umut hareketi ve onurlu yaşamda ısrarın adı olmuştur. Rêber Apo’nun başlattığı bu kutsal özgürlük yürüyüşü ezilen halkımızın umudu haline gelmiş, Kurdistan’ın dört bir yanından Kürt halkının en yiğit evlatları akın akın mücadele saflarına katılmıştır. Kurdistan halkının mayasında ve özünde bulunan cesaret Apocu hareket sayesinde pratikleşmiş, Apocu çizgide binlerce yiğit kadın ve erkek yaratmıştır. Birçok Apocu militan destansı bir yaşam yaşamış, mücadele etmiş ve adını tarihe nakşetmiştir.

Adını Kurdistan tarihine kahramanlık destanlarıyla nakşedenlerden biri de Nûreddîn Sofî yoldaşımızdır. Tüm sevenlerinin kendisine hitap ettiği şekli ile Sofî yoldaş, Qamişlo’nun Mişêrfa köyünde yaşama gözlerini açtı. Qamişlo’da büyüyen, daha sonra üniversite okumak üzere Heleb’e giden Sofî yoldaş, Apocu Hareketi burada tanıdı ve yurtsever devrimci gençlik hareketine yer aldı. 1990 yılının Ağustos ayında profesyonel bir devrimci olmaya karar vererek PKK’ye katıldı. Rêber Apo’nun yanına giderek Bekaa’daki Mahsum Korkmaz Askeri Akademisi’nde ilk eğitimini aldı. Sofî yoldaş 2006 yılında yazdığı bir raporunda kendisini, PKK’yi tanıma sürecini şu sözlerle dile getirmiştir:

‘’PKK, Kürdü yeniden yaratma, geçmişine gururla bakan, gününü bilinçli yaşayan ve geleceğe umutla bakan bir insan yaratma hareketidir. Bu, Rêber Apo’nun öngörüsüyle ve tarih bilinciyle büyük şehitlerimizde ifadesini bulmuştur. Bir hidrojen çekirdeği tek elektron ve tek protondan müteşekkil en hafif atom konumundayken sınırsız ve sonsuz bir enerji dönüşümünü gerçekleştirmiştir. En zayıf insanın momentum gücüne ulaşarak en zirvelere yükselebileceği Egîdler’de, Zîlanlar’da ve Bêrîtanlar’da görülmüştür. İşte böylesi büyük değerlere sahip ve şanlı bir geçmişi olan bir hareketin militanı olmak, yetki ve sorumluluklar üslenmek son derece ciddi ve ağır bir meseledir. Bu nedenle kendimizi güçlü çözümleyerek bilinçli bir yaşam düzeyine çıkarmak zorundayız. Çünkü o yüce değerlere layık olmak, bir şeref borcumuzdur. Onlarla yaşadıkça geleceğimiz teminat altına alınmış demektir. Çünkü onlar, Kürdün onurlu geçmişi oldukları gibi geleceğin de umutlarıdırlar. Her gün bu büyük şehitlerin huzuruna çıkmak, kendi günahlarının itiraflarında bulunmak ve onlardan af dilemek, tarihi bilinçli yaşamanın ta kendisidir. Eğer onların yoldaşı olma onurunu taşıyorsak, Rêber Apo’nun askeri olma şan ve şerefini yaşıyorsak, kendimizi çözümlemek, özeleştirimizi vermek, insan olmanın ve namuslu olmanın bir gereğidir. Lise ve üniversite yıllarında sosyalist düşünürlerin yazılarını okuyup PKK sempatizanlarıyla tanıştım. Ben PKK için yaratılmamış olabilirim ancak PKK adeta benim için yaratılmıştı. Çünkü PKK dışında sadece adı olmaktan, sıradan bir yaşamdan ve ölümü düşünmekten başka bir şey yoktu. PKK’ye katıldığımda insan olduğumu hissedip tüm zorlukları yenip mutluluğu ve sevinci tattım.’’

Rêber Apo’dan aldığı eğitimle büyük bir güce, morale ve birikime kavuşan Sofî yoldaş Bekaa’dan Kurdistan’a geçti. İlk olarak Heftanîn’de gerillacılığa başladı. Ondan sonra Qileban bölgesine geçerek Bakur’da gerillacılık yaptı, kısa süre içerisinde önemli bir düzey kazanarak 1991’de Qileban’da takım komutanı oldu. Buradaki pratikten sonra Zagroslar’a geçti. Avaşîn ve Herkî alanlarındaki pratiğiyle birlik komutanı düzeyine yükseldi. Cesaretli ve heyecanlı katılımıyla 1994 yılında Elbak, Payîzava ve Kelareş alanlarından oluşan bölgenin komutanlığını yaptı. İki yıl boyunca bu bölgenin komutanlığını yaparken birçok eylem gerçekleştirdi. 1996 yılının sonunda tekrardan Önderlik sahasına geçti. Önderlik akademisinde iki dönem kalıp yönetim düzeyinde görev aldı. Önderliğin yanından ülkeye döndükten sonra Zagroslar’da komutan olarak görev üstlendi. 1997’deki Güney savaşında tabur komutanı olarak savaştı. 1999’da geri çekilme temelinde Qendîl’e geçti. 2000’de güçlerimize dönük gelişen saldırılara karşı Qendîl’deki savaşta aktif rol oynadı. Bulunduğu cephe çok yoğun saldırılara maruz kalmasına rağmen 1 milim bile geri adım atmayıp beraberindeki yoldaşlarla birlikte tüm saldırıları kırmıştır. 2003’te Amed eyalet komutanı olarak sorumluluk alıp Bakurê Kurdistan’a geçti. Tarihi 1 Haziran Hamlesi’ne Amed eyaletinde öncülük etti, birçok eylemin geliştirilmesini sağladı. Bu şekilde PKK içerisinde geliştirilmek istenen ihanetçi tasfiyeci eğilime karşı duruş ve tutum geliştirdi. 2007’ye kadar eyalet komutanlığını yürüterek burada güçlü bir sistem oluşturdu, Amed halkının yüreğinde yer edinen güçlü çalışmalar yürüttü. 2005’te yeniden kurulan PKK’nin Parti Meclisi’ne seçildi ve Merkez Komite Üyesi oldu. Hareketimizde oynadığı rol, yürüttüğü mücadele, ideolojik ve örgütsel düzeyi artık Apocu Harekette resmi görev alarak öncülük etmesine yol açtı. PKK’de en üst düzeyde görev aldı, bu şekilde Önderlik mevzisindeki yerini alarak Hareketimize öncülük etti. Sonraki yıllarda da bu öncülük görevini yükselterek yerine getirdi.

2007’de Amed eyaletinden Medya Savunma Alanları’na geçtikten sonra halk çalışmalarında öncülük yapmak üzere KONGRA-GEL’e dahil oldu. KONGRA-GEL çalışmalarındaki tarz ve temposuyla güçlü bir düzey yakaladı. Fakat hem kendisinin isteği hem de onu tanıyan yoldaşlarının talebi tekrardan askeri çalışmalara dönmesi yönündeydi. 2008’de gerçekleşen 10’uncu PKK Kongresi’ne katıldı, burada alınan karar ve kendi önerisi üzerine HPG’ye geçti. 2009 yılı Şubat’ında gerçekleşen HPG Konferansı’nda ise HPG Ana Karargah Komutanı olarak seçilerek en üst düzeyde görev aldı. 2009’dan 2013’e kadar HPG Ana Karargah Komutanlığı görevini yürüttü. 2011 yılında İran devleti Qendîl’e saldırınca buradaki savunma savaşında bizzat alana gelerek derin tecrübesiyle savaşı yönlendirdi ve başarılı olmasında önemli katkılar sundu. 2012 yılında Devrimci Halk Savaşı’nı geliştirme ve Türk devletinin saldırılarını bertaraf etme temelinde birçok hamlenin geliştirilmesinde rol oynadı. Devrimci Halk Savaşı’nı Bakur’da yükseltmek için 2012’de HPG Ana Karargah Komutanı olarak bizzat Botan’a geçti. Sofî yoldaş, daima bir çocuk kadar heyecanlı, bir genç gibi atik hareket etti ve Apocu fedai bir militan olarak görevden göreve koştu.

2013 yılında PKK olarak Türk devleti ile savaş durdurulup karşılıklı ateşkes ilan edildi. Bu süreçte Rojavayê Kurdistan’daki halkımıza karşı çeteler eliyle yoğun saldırılar gelişince Sofî yoldaşımız da kendi isteğiyle Rojava Özgürlük Devrimi’ne katılmak üzere gerilladan ayrıldı. Rojavayê Kurdistan halkının hayırlı bir evladı, yetişmiş komutanı ve öncü devrimcisi olduğu için doğduğu topraklarda yükselen devrimde rol oynamak üzere gitti.

Emsalsiz bir kahramanlık yürüyüşünün sahibi olan Sofî yoldaş, PKK’de ve Kurdistan dağlarında geçirdiği 24 yıl boyunca nice değerler yarattı. Sofî yoldaş, ölümsüz komutanımız Egîd – Mahsum Korkmaz yoldaşın izinden yürüyen ciddi bir asker ve yetkin bir komutandı. Fakat Sofî yoldaş, salt bir asker ve komutan değil, çok yönlü kişiliğe sahip gerçek profesyonel bir devrimciydi. Büyük bir entelektüeldi. Daima tartışır, hep bir şeyler okur, yeni şeylerin peşinden koşar, merakla araştırır, yaşadığı günü asla bir önceki günün tekrarı olmazdı. Rêber Apo’nun bu özelliklerini kişiliğinde mükemmel bir şekilde yaşamsallaştırmıştı. Halkçı ve komünal özelliği çok belirgin, mütevazı, her yaştaki insanla bir olabilen, diyalog kurabilen, yoldaşlarını etrafında toplayan, onlar için çekim merkezi olan, moral ve motivasyon yaratan, heyecan ve coşku uyandıran, girdiği her ortama rengini veren ve ayağa kaldıran bir komutandı. Müthiş bir edebiyatçıydı. Halkımızın yaşadıkları, mücadele tarihimiz ve derinden hissettiği soylu duygular bir şiir olup dilinden akardı. Ağzından çıkan her sözcük onu dinleyenlerin yüreğine bir ok gibi saplanır, derin bir etki bırakırdı. Hitabeti güçlü, ajitasyon ve propagandayı çok güçlü yapan, üslubu etkileyici ve sözleri vurucu hakiki bir halk öncüsüydü. İdeolojik, örgütsel ve askeri yönlerini iç içe ve dengeli bir biçimde geliştirme yeteneğine sahipti. Zagros, Botan, Serhat, Amed ve Rojava’da Sofî yoldaştan etkilenen yüzlerce genç Kurdistan Özgürlük Gerillası’na katıldı. Aynı zamanda yakın akrabalarından birçok genç Kurdistan Özgürlük Mücadelesi’ne katıldı, fedaice mücadele ederek şehadete ulaştı.

Rojava halkının öncü devrimcisi ve komutanı olan Nûreddîn Sofî yoldaş, 24 yılını geçirdiği Kurdistan dağlarına eski arkadaşlarını görme temelinde ziyarete geldi. Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığımızı ziyarete geldiği esnada 6 Nisan 2021 günü Garê bölgesinin Bergarê alanında işgalci Türk ordusunun gerçekleştirdiği saldırı sonucunda yanındaki Bahtiyar Gabar yoldaşla birlikte şehadete ulaştı. Nûreddîn Sofî yoldaşın değerli yurtsever ailesine, Rojava halkına, Kuzey – Doğu Suriye halklarına, tüm Kurdistan halkına, YPG komutan ve savaşçılarına başsağlığı diliyoruz.

Kurdistan toprakları, Neolitik Devrim başta olmak üzere birçok tarihi çıkışa ev sahipliği yapmış ve sayısız toplumsal değerin ilk geliştiği alan olarak insanlık tarihindeki yerini almıştır. Kutsal Kurdistan topraklarında binlerce yıldır yaşayan ve üreten halkımız, sömürgeciler tarafından yapay sınırlarla parçalanmış ve her parçada asimilasyon, inkâr ve imha saldırılarına maruz kalmıştır. İlk dillerin yaratıldığı topraklarda dili, kültürü ve öz benliği inkâr edilen; insanlığın görebileceği en acımasız imha saldırılarının hedefi olan Kürt halkı bütün bu saldırılara rağmen varlığını koruyabilmiştir. Gelişen her soykırım saldırısı karşısında aşina olduğu Kurdistan dağlarına dayanarak direnmiştir. Büyük acılar çeken ve soykırım kıskacında can çekişen bir konuma düşürülen halkımız Rêber Apo ile birlikte yeniden dirilmiştir. Hiçbir imkanın ve başarı umudunun olmadığı bir ortamda partimiz PKK bir umut hareketi olarak doğmuş ve direnen halkımızın umudu olmuştur. 14 Temmuz Direnişi ile Amed Zindanı’nda sömürgecileri yenilgi uğratan mücadelemiz, Şanlı 15 Ağustos Atılımı ile gerillalaşmış ve kentlerde serhildan halkına dönüşmüştür. PKK ile dirilen halkımız en yiğit evlatlarını mücadele saflarına göndermiş ve Kurdistan’ın dört bir yanını direniş merkezleri haline getirmiştir. Mücadelemizin erken dönemlerinden itibaren halkımızla buluşarak kitleselleştiği ilk alanlardan olan Wan kentimiz, geliştirdiği direniş ve serhildanlarla halkımızın onurlu tarihindeki yerini almış, kuşaktan kuşağa aktarılan bir gelenek yaratmıştır.

11 Ağustos 2025

HPG Basın İrtibat Merkezi

 

 

 

 

 

© 2026 Şehîdên Me