Bazen insanların yüzlerine, gözlerinin içine baktığınızda o insan hakkında hiçbir kuşkuya yer vermeyecek yargılara varır, sonuçlara ulaşırsınız. Gerisi o kimselerle bir arada yaşamak, onları gözlemlemek ya da başka insanlara düşündüklerinizi doğrulatmaktır. Bu vicdani bir sorundur.
Botan arkadaşla 2007 yılında Xakurke alanında tanıştık. Yeni katılmıştı, onu karşılamaya biz gitmiştik. Bizi görür görmez koşarak yanımıza gelmesinden onun gerillaya ne büyük bir istekle katılmış olduğunu anladık. Ondan büyük bir devrimci çıkacağını o an anladım. Bu işin bir ölçüsü olmasa da kimi insanları konuşmasından ya da gözüne bakarak anlamak olasıdır.
Şoreş arkadaş Kobanili bir arkadaştı. Kobani’lilere özgü birçok kişilik özelliğini onda görmek mümkündü. Feodal yanlarının yanı sıra doğal toplumsu, saf, temiz, ahlaklı, bozulmamış özelliklerini de kişiliğinde taşıyordu. Yurtsever bir aileden geliyordu. Halep’te kalmış, orada büyümüş ve çalışmıştı.
HPG Ana Karargâh Komutanlığı Argeş Delila yoldaşın şehit düştüğünü “Şehit Arjin Garzan ve Şehit Mahir Başkale Devrimci Harekâtının Ölümsüz Abideleri” başlıklı şu açıklamayla duyurmuştu:
“Argeş Delila-Turgay Çelen yoldaşımız Vanlıdır. Yurtsever bir çevre ortamında büyüyen Argeş yoldaşımız gerillaya katıldıktan sonra da ülkesine ve halkına bağlı yaşamasını bilmiştir.
27 Temmuz günü Van ile Erciş yolu üzerinde bulunan polis devriyesine yönelik olarak gerillalarımız tarafından bir eylem gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen eylem sonucunda 2 polis öldürülmüş, 2 polis ise yaralanmıştır. Eylem ardından işgalci TC ordusu tarafından eylem alanına yönelik bir operasyon başlatılmıştır.
1975 Varto doğumluyum. 1994 yılında Fransa’dan katıldım. 1997 yılı başlarına kadar sırasıyla Avrupa, Türkiye metropolleri, on aylık cezaevi gibi pratikler yaşadıktan sonra 1997 yılında Suriye’ye, Önderlik Sahasına geçtim. Yedi aylık Önderlik eğitiminin ardından ülke sahasındaki görev yerim Zagros alanıydı.
Evet, geçenlerde arifesinde bu günlerin
Yine düştün sıcaklığına ülkemin
Tam bedenimde, süveydasında yüreğimin, derinden bir acı hissetim
Sanki kan serpildi beynimden aşağı
Merhaba Heval Viyan,
Seni hâlâ aramaktayız ve çok özlüyoruz. Ama inanıyorum ki bir gün tekrar görüşeceğiz. Biliyorsun şehitlerin yeri Önderliğin gönül bahçesidir.
Güneş hafif hafif kızıllaşır… Kutsal aydınlık kara karanlığa hâkim gelerek dünyaya hâkimiyetini kurar. Aydınlığın insana verdiği güvenle hızla ilerler gerilla. Bir esinti yüzüne vurur. Vücudunda hafif bir ürperti hissedersin. Duyguların yoğunluğuna kapılırsın. Güneş dağın ardından çıkınca yüreğin de yeni günün gerçeklerine doğmaya başlar.
Bir şeyi belirlenmiş sınırlar içinde anlatmakla onun gerçeğini tüm çıplaklığıyla yansıtmış olur muyuz? Sınır çizmek bir şeyi çırçıplak haliyle anlamak zor olduğundan mıdır, giysiler içinde birini tarif etmek onca zorken? Bir sınırdan diğerine geçildiğinde anlattıklarımızı yasımış olmuyor muyuz? Yine de başka yolumuz yok gibi.








