Gök çekti ellerini üzerimizden, yırtıldı mavi, söz üzerimize devrildi. Yeni bir alışkanlığa müptela oldu sessizlik. Öksüz kaldık bir daha, kör kaldık. Bir yolcu iken biz, şimdi yolda el kaldık.
Yaşamımızda öyle anlar avrdır ki insan;"keşke senin yerine ben olsaydım, keşke senden önce ben gitseydim" der. Eğer siz Kürdistan'da, onun yakıcı yaşam gerçekliğinde yaşıyorsanız, böyle sayısız keşkeleriniz olur. Çünkü Kürde reva görülen budur, Kürdün en iyi yaptığı şey ölmektir sanki. Kimilerine göre Allah'ın üvey çocukları denilen halktır Kürt.
Kutsal bir emanetin kaldı bizde. Karşımda duran sarı zemine işlenmiş Önderliğin fotoğrafına her baktığımda aklıma düşüveriyorsun. Ve sonra içerlenerek, keşke sana ulaştırabilseydim diyorum. Ardında bıraktığı kutsal emanetin asılı başucumuzda.
Biraz kıraç bir yer düşünün. Az ötede paylaşılamayan bir dağ;eteklerinden çekiştirilen bir anneyi andırsın. Her çekişte başka bir ada dönsün. Yanına hayali iplerle bağlı olduğu taşlar dizin. Sınırları belli yaşam için çizilmiş bir tablonun bir kısmı ya da dağın şimdilik görmek istediğimiz yüzü bu oluyor.
Pratik içerisinde düşe kalka, adım adım öğrenir çoğu şeyi. Eksiklerini gördükçe düzeltme yoluna gider. Çoğunlukla bir işin içindeyken o yoğunlukta yanlış yapılması olasıdır. Önemli olan bu yanlışların çok büyük yanlışlar olmaması ve yapılan küçük yanlışların da süreklileşmemesidir.
Sorxwin arkadaşla aynı yöredeniz. Yalnız onunla dağda tanışma fırsatım oldu. Farqin’de hiç görmemiş olsam da adını duymuştum. Özellikle bazı yönlerinin ilgi çektiği söyleniyordu. Sistemde olmasına rağmen bir Kürt kızı gibi yaşamasını biliyordu. Onu tanıdıktan sonra gördüm ki gerçekten Kürt Kızı deyimi ona yakışıyordu.
Zilan (Zeynep Kınacı) yoldaş, o büyük tarihsel eylemine yönelmeden önce, Parti Önderliği'ne yazdığı mektubunda, "Yaşam iddiam çok büyük. Anlamlı bir yaşamın ve büyük bir eylemin sahibi olmak istiyorum" diyordu. Bu sözlerde ifadesini bulan gerçeğin O'nun eyleminin bütün içeriğine damgasını vurduğu kesin.
“27 Haziran tarihinde Muş’a bağlı bir köyde düşmanla girdiği çatışmada kahramanca direniş sergileyerek şahadete ulaşan Ağrı doğumlu Mazlum arkadaş, Kürdistan’da uygulanan baskı, işkence ve gözaltına alınmalarla halkımıza karşı düşmanın geliştirdiği soykırım uygulamalarına yakından tanıklık etmiştir.
“Adı gibi keskin vuruşlu, atik ve canlı Keskin yoldaş Urfa’da doğup büyümüştür. 2001 yılında mücadele saflarımıza katılım sağlarken, birçok alanımızda büyük bir coşkuyla çalışmalarda yerini almıştır Keskin arkadaş.
“1985 yılında Amed’inFarqin ilçesinde dünyaya geldim. Feodal kültürün hâkim olduğu, ailelerin de buna göre şekillendiği bir ortamda büyüdüm. Beşi kız, üçü erkek olmak üzere sekiz kardeşiz. Kardeşlerin en büyüğüyüm. 6 yıl okul okudum. Okula devam etmeyip katıldığım sürece kadar akrabalarımın yanında çalıştım. 2002 yılında partiye katıldım.








